gece etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
gece etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

19 Aralık 2007 Çarşamba

İKİLEM



Az önce senden geldim… Az önce sende yittim, kayboldu sende geçmişim, düşüm, çiçeğim, sende bitti düşlerim…

Az önce bir kadın doğurdu,yırtınırcasına bağırarak,dünyayı yıktı haykırışı,bir kız bebek gülümsedi ışığa,ağlayarak...Sen ağladığını sandın,halbuki dudaklarındaki gülümsemeydi, göremedin sesindeki sevinci.Sen neyi gördün ki zaten,neyde bütünledin kendini,nerede aştın yüreğinin gizemini,kimle paylaştın?Sahi sen,var mıydın,ben mi seni yarattım?...

Az önce geceydi, şimdi sabah oluyor, ben senden gelmiştim, sana gidiyordum yine.Hep mi öyleydi, ben mi öyle sanmışım?... Çok olmadı, daha yeni, az önceydi, bir dev küçüldü ,küçüldü, cüceye döndü… Prenses uyandı, yüzyıl sürmüştü uykusu, ayıldı… Ne kadar uyusan uyansan, sabah olur elbet, elbet sabahı getirir geceler… Böyle miydi o şiir, kulağımda çınlıyor mısraları?… Elbet gerçeği görür insan, ne kadar istemese de bir gün uyanır. Ben az önce uyandım, az önce, çok olmadı, hemen şimdi, az önce henüz sabaha bağlanmamışken gece, az önce seni gördüm, sende kendimi gördüm, gözlerinde sen vardın, tanımadığım bir sürü kişi yaşıyordu mavisinde, kalabalıktı, utandım, zaten hiç sevmezdim kalabalığı, orada ben yoktum… Üzülmedim sendeki yokluğuma, bendeki seni düşündüm, çok garip kalmıştı, çok yalnız, vefasız, sana benzemiyordu hiç.. .Gözleri başka gülüyordu, dudakları başka renkti, sesindeki uzak şarkı götürdü beni gerçek sana… Bendeki sen bir düştü, karanlıktı, hiç de aydınlanmamıştın zaten… Ben mi öyle sanmıştım yüzyıllarca?.. Sen sanmıştım, yok_u taşımışım yüreğimde bilmeden… Sabah oldu, ışığa kavuştu gün, tanyeri ağardı, şimdi ben varım, şimdi doğdum az önce, çok olmadı, hemen az önce bir kadın doğum yaptı, bir kız çocuğu gülümsedi dünyaya, ağladı sandın sen hep, sanmakla mı geçmişti zaten ömrün bilmem?... Bildiğim biri değildin zaten, yüreğimdeki sen başka biriydi çünkü… Çok fazla yabancı bir gülümseyişti yüzündeki , sen mi doğdun, yoksa ben mi bilemedim , ama bir kız bebek gibiydi dünyaya gelen, beyaz yüzüyle umut çağırıyordu dünyaya, esmer değildi, sana benzemiyordu… Gülüyordu, yeni doğmuştu, az önce, çok olmadı. Az önceydi…

Bir şey oldu, ya da sanki olacak… Bütün renkler çıktı önüme sendeyken, hepsini sildi birden gidişin, bende bir hayale dönüşün… Bir anda oldu her şey, sevgi bitti, ne bitmez ki bu yalancı evrende?.. Sen de bittin az önce, çok olmadı, sen duymadın, görmedin, belki çoktan bitmiştin, az önce bende de tükendin… Sana geliyordum, senden gelmiştim az önce, sende bittim, sende tükendi bütün beyazlar, şimdi kırmızıyı çağırıyorum… Kırmızı bir gül ol artık uzaklardan gelsin kokun, haberin, kuruyuşun, susayışın, beni çağırışın , ki nasılsa çağıracaksın , bensiz , bendeki sensiz yaşayamazsın ki sen… Her zaman mı bu kadar bencildin, yoksa ben mi öyle sanmışım yüzyıllarca?.. Yine de söyle sen şarkını, uzaklardan gelsin sesin… Uzak bir şarkının hep tekrarlanan nakaratlarında kalsın adın… Ben bitirdim bendeki seni, artık şarkı söylemiyorum, dinlemek daha kolay geliyor, dinlemek ve hissetmek… Yaşamak buymuş ya, ne kadar güzelmiş nefes almak sensizken?.. Halbuki boğulacağımı düşünürdüm sendeki ben tükenirse, dünya durur sanmıştım… Şimdi sen devam et şarkı söylemeye, benim dinlediğim şarkılarda yok artık gözlerin, az önce silindi , çok olmadı, az önceydi.Sen şimdi söyle artık şarkını….

Az önce uyandım, seni gördüm, yaşıyordun , hala genç, hala güzel, hala sana yakışıyordu bendeki sen… Sende yüreğimi göremedim, boşunaymış sana düşkünlüğüm, her seferinde sana uyanışım…. Sende ben, yakışmıyordum zaten, Yakışıksız bir sevdaydı zaten bizimki, yoksa ben mi öyle sanmıştım, sevda da mı değildi?... Bana hiç benzemiyordu, başkasıydı, çirkindi, arkana saklanmıştı, seni yaşıyordu… Senin sevdiğin bir şey bu, şimdi biliyorum, az önce, hemen , az önce, çok olmadı, gördüm seni… Habersiz, yakaladım, suçlu gibi saklandın kendine, bir şeyler söyledin yarım yamalak eski bir elbise üzerinde kalmış yazıya benziyordu sesin… Ne dediğini duymadım, okunmuyordu harflerin, yıkamıştım…Çok sular geçmişti üstünden, sen görmedin… Ama ben görmüştüm sonunda da olsa, en sonunda seni bir anda, aniden, az önce sende yakaladım… Sözlerin değildi yalan olan, bakışında seni gördüm, ben yoktum… Sahi hiç mi olmamıştım?.. Sen hep başkalarında mı yaşatmıştın kendini, beni başkası mı sanmışsın yıllarca…Yoksa ben mi öyle gördüm?... Niye göremediysem, kör müydüm, körlüğü mü yakıştırmıştım kendime, sensizliği yakıştıramamışlık mıydı bu?... Sevda mıydı bu bilmece , hayat mıydı, hayal miydi, bu neydi?...

Bilmiyorum, herneydiyse, az önce bitti, çok olmadı, sen görmedin, hemen az önce, şimdi bitti… Kalmadı çirkinliğim, senden sonra beni gördüm, yaşıyordu, ve güzeldi, gözleri ışık saçıyordu, aynada gülümsüyordu, umuda çiçek açmıştı sanki… Sen görmedin, zaten hiç görmemiştin… Hiç mi olmamıştın ki?... İşte bittin… Gece sabaha kavuştu, gün doğdu…

Az önceydi, bitti…

ferkul
16aralık2007
04.05

30 Kasım 2007 Cuma

ZOR

KARA KIŞ

Soğuk kış günlerine hapsettik kendimizi... Her mevsimin bir güzelliği olduğu yalan aslında, öyle deriz ya… Kendimizi kandırıyoruz belki de, yapacak bir şeyi olmayan insanların çaresizliği içinde cümlelere sığınıyoruz, kim bilir?.. Kış ürpertiyor, korkutuyor daha bir fazla düşündürüyor diğer insanları, sobası, odunu, kömürü olmayan, imkansızlıklarla boğuşan insanları getiriyor gözlerimin önüne… Bir yerlerde bir acı hissediyorsunuz üşürken mutlu olamadığını işitiyorsunuz insanların, üşürken başka hiçbir şey düşünemediğini, üşürken yaşayamadığını… İçerideki sıcak bile bunları önleyemiyor, bir ürperti kaplıyor içinizi… Zor yaşamlar, soğuk yaşamlar, içinizi ısıtamıyor hiçbir şey…
Bir yerlerde birileri üşürken, ısınmak zor…

Kışın güzel yanı belki de tek güzel yanı, günlerin kısalığı… O boğucu, karanlık gündüzler o kadar kısaltıyor ki bu soğuk mevsimi, nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz günlerin... Pazartesi, Perşembe, Pazar, bir bakmışsınız hafta bitmiş, ay bitmiş… Bir de uzun geceler var tabi, yazmakla yaşamanın eşitlendiği saat dilimlerini yaşayabiliyorsunuz soğuk mevsimin artılarının içinde gece rengini yüreğinizde yansıtıyorsunuz kelimelere, daha bir uzun geceler, daha bir hüzünlü yazılar getiriyor…Kış hüzün mevsimi çünkü, hüznün adı kış, siyah ve beyaz renklerinin sevimliliğini yansıtan bir gri hüzün bu mevsim…Gri de soğuk bir renktir her zaman ,üşütür yürekleri…
Griyi giymek de , gride yaşamak da , zor…

İnsanların yüzüne yansıyor soğuk, biraz daha karanlık yüzlere veriyorsunuz gülümsemelerinizi… Biraz daha unutuyorsunuz güneşi, biraz daha özlüyor ve umut ediyorsunuz geleceği günlere doğru küçük bir görüntüsü sevindiriyor, baharı karşılarmış gibi… Kendini gösterip gösterip saklanan küçük bir çocuk gibi oyununu oynuyor güneş, sonra birden bulutlara veriyor yerini, üşüyorsunuz… Ellerinizden çok gözleriniz üşüyor özlemle, bir daha baharın yaşanması istemiyle…
Gözlerin üşümesi daha zor…

Güzel günler göreceğiz, yeşil, beyaz çiçekli, umut pembesi günlere açık yüreğimiz… Umut edebiliyorken, hayal etmeyi hala kaybetmemişken hatıralarımızdan, geleceğimizden hiçbir rengi çıkartmamışken, bu soğuk mevsimde baharı düşünebilirken daha ne mevsimler, ne kışlara saklayacağız yüreğimizi. Ne kışlara hapsedeceğiz belki de güneşli bir gün özlemimizi… Daha ne kışlarda üşüyecek yüreklerimiz?... Düşünürken, imkansızlıklarla boğuşan insanlarla birlikte umut etmek de zor, onlar bitmeyecek, mevsim bitse de… Bir dahaki kışın soğuğu ürpertecek yaz sıcağında çaresizliği… Çaresizlik zor, çareyi ararken bulamayış daha zor…

Bu kış da bitecek, her şeyin bittiği gibi, yılların geçtiği gibi, kelimelerin tükendiği gibi… Öylesine bir yerlerde, öylesine bir mevsimi duyumsarken yaşamış gibiliği yaşarken, biterse hayallerimiz bir gün.Ya biterse mevsimsiz ?…Hayalsiz yaşamak zor…Kış içinde baharı yaşamak zor..
Geceler içinde gündüzü ve güneşi, düşlemek, zor… Kış, zor…





ferkul


30.11.2007


28 Eylül 2007 Cuma

Geç mi kaldım yaşamaya?



Geç mi kaldım yaşamaya

Menzile varmak için çok geç

Adım atmak için düşünürken

Çok geç kaldım anlamaya

Sevdayı taşımaya çalışırken

Umut zırhlarını kuşanmaya

Baharı beklerken

Çok geç kaldım yaşamaya



Gençlik ve delikanlılık demen zamanda olsun, çocuklukta olsun, hep bir korku duyardım. Geç kalınmışlığı yaşama duygusu, geriye bakıp da bir gün, yapmak istediğim şeyler arasında bir tanesini, bile yaşamamışlık korkusu… Bir gün olup geriye dönme arzusu kaplarsa içimi? Ya yeniden başlama gücünü bulmazsam kendimde? Bu duyguları hissetmeyenimiz, var mıdır?

Geç kalmışlığı yaşadım hep hayatımda… Kimi zaman okula geç kalırdım evim herkesten fazla yakın olduğu halde, kimi zaman saatli kalkan çalıştığım köy okulunun otobüsüne… Bu yüzden ne cezalar aldım, neler geldi başıma… Yine de başaramadım hiç, erkenden yaşamayı… Geç kalınmış bir yaşamdan çok fazla bir beklentiniz olamıyor, hep bir parçası eksik kalıyor yaşanılmışlıkların… Özlemleri tüketmek geç kalındığı zaman mümkün olmuyor hiçbir zaman… Geriye bakıp da dünü hatırlamak istemeyiş çıkıyor bir anda karşınıza… Yarından ümidi kesmek de, böyle bir şey galiba… Geç saatlerden çalınan bir yaşamdan arta kalan bir yarın, çok fazla gülümsenerek karşılanamaz çünkü…

Baharlar hep geç geldi mevsimime. Ya da ben geç yakaladım yüreğime yakışan mevsimi… Delice bir tutkuyla hep peşinden koştuğum halde… Dönüşleri geç buldum kendime, gidişleri hep erken seçtim aydınlık sabahlara… Hep de geç esti bahtımın rüzgarlarında gençlik yıllarım…

Geç kaldım yaşamaya… Umut etmeye geç kaldım, sevgiyi elinden tutup, kırlara salıvermeye, özgürce bırakıvermeyi kendini akıntının coşkun sularına, geç kaldım… Bir yerlere erkenden varmak, ya da zamanında yaşanır kılmak bana göre değildi belki… Hani bir çiçek görürsün zamansız açmış karlar arasında, ya da baharın sonunda geç açmış bir badem ağacının utangaçlığını hissedersin çiçeklerinde, öyle bir eksik yanı keşfedersin günün birinde içinde ya, yüreğin burkulur, yazık olacak bu güzelliğe, hemen solmaya mahkum, ya da geç verecek meyvesini diye, iç geçirirsin ya, öyle bir çalıntı anı yaşamak kadar zor bir duygu bu, gecikmişliği yaşamak … Kardelen çiçeğinin öyküsü gibi, karlar arasında ne kadar güzel görünse de, ömrü çok azdır çünkü… Benim kardelenim kışı da geçirdi, baharı bekliyor sanki…Baharda açan bir kardelenin, anlamı var mıdır, kış bitip gittikten sonra, açsa kime yarar ?...

Geç kaldım huzurla yetinmeye, yetinmeyi yaşamdan saymaya, hatalara karşı gülümsemeye, affetmeyi bilmeye, af dilenmeyi onur saymaya, geç kaldım… Anamın solgun yüzüne umut aynasını tutmaya, dostlarımdan çabuk vazgeçmemeye, içimdeki çocuğu büyütmemeye, geç kaldım… Halbuki o çocuk daha uçurtmalar uçuracaktı gökyüzüne, kahkahalarıyla çınlatacaktı dünyayı çocukça bir sevinçle, hiç olmadığı kadar samimi, hiç olmadığı kadar özgürce…

Ne o çocuk kaldı, ne de kahkahalar çınlatıyor şimdi gökleri… Bir suskun güneş bunaltıyor gündüzü şimdi, suskunluğundan medet umarak, uçurtmasız günlere açılmış eller uzanmış semaya, havada asılı kalmış umutlar, yaşanamamışlıklar.... Dile getirilememiş sevgiler…

Yarına ertelemeden istekleri, yeniden başlama arzusunu geriye bakmadan aşabilmek amacı, geç kalınmışlığı kaldırır belki… Bir şeyler yapmalı, nasıl ucundan tutmalı ki hayatı, bırakmamalı, erkenden kalkmayı başarabilmeli ki, insan yaşadığının farkına varabilmeli… Bir şiirle, küçük bir umutla, kini ve kırılmışlığı unutuşla başlamalı belki de… Ucundan tutmalı sıkı sıkı yaşamın, bir yumruğa dönüştürmeli umudu, aydınlığa çevirmeli karanlığı, vazgeçmemeyi ant içmeli belki…

Bir parça yaşamdan çalmalı her gün, bir an olsun kendinden olmalı, kendini hissetmeyi yaşamaktan saydığın bir anı, kucaklamalı… Kendine verdiğin her andı, her sözü, yeminden bilmeli, vazgeçmemeli yeniden başlanabilirlikten… Yemini bozmadan da yaşanabilirliği göstermeli, geç de olsa, ben de varım, diyebilmeli…
Varım, umudum oldukça yaşıyorum, çünkü buradayım … Diyebilmeli…

Hayata hiç bir zaman geç kalmamanız dileklerimle…


ferkul


25.09.2007








11 Eylül 2007 Salı

YAZAR MISIN

Bana bir şiir yaz
Bahar olsun içinde
Tomurcuk açsın gülleri
Her mısrası özlemek olsun
Şarkı olsun gönüllerde
Yüreğime yazılsın adın
Kimseler duymasın…


Bana bir küçük gül ver
Kırmızı olsun
Seninle kanasın yaralarım
Kaderimde yazı olsun
Hasret koksun buram buram bakışın
Yemin olsun her adımın
Vazgeçmek olmasın…


Geceye ay olsun yüzün
Kaymayan yıldızın olsun
Karanlıkta ışısın
Gözlerine bir küçük kuş konsun
Başını çevirme yüzümden
Kanadı kırılmasın
Bir dilek tut
İçinde ayrılık olmasın…


ferkul

8 eylül 2007-




06 Temmuz 2007 Cuma

Karmaşık Bir Sevda Öyküsü




Karmaşık Bir Sevda Öyküsü

Yaşamışlığım yanılmışlığımdır
Sevdam yenilgim
Akarsuya susamışlığım
Durgunsuda yitirilmiş
Umutsuzluğumdur
,
Sensizliğim...


Karanlığa karışan
Geceye isyanım
Zemheride sessizliğimdir

Tükenişim...
Sana başlarken
Bende bitişim.
Sen görmesen de
Saklanmışlığımdır,
Sigaranın dumanında

Yanmışlığım...

Can kuşum,
Düzlüğümde yokuşum,
Sensiz ben hiç yokmuşum...
Yakarışım sitem değil,
Suya kanamayışım

Sevdana doymamışlığımdır,
Sana bakamayışım
Kanat çırpıp

Uçamayışım...



Yaşamışlığım yanılmışlığımdır

Sensiz ben

Yaşamamışım..



ferkul



6 Temm
uz 2007

blog search directory

...

Dizin , TrDizin Performance Art Blogs - BlogCatalog Blog Directory Parents blogs Blog Directory