7 Haziran 2017 Çarşamba

YAŞAYABİLME TÜRKÜSÜ



Ve ,  büyüdük.  Büyümeyi maharetten sayarak, bütün fidanlar küçülürken  içimizde, hep bir çocuk türküsü.  Nasıl da silinmez  o çocukluğun büyüsü.  Sebepsiz gülüşler, karşılıksız sevmeler ve masumiyet … Büyüdük  işte,  büyüdükçe birikti  yürekte yalnızlığın sesi, dinmeyen bir fırtına gibi, çağlayan bir su gibi, dağ başları dinginliğini arayarak, gah kızarak kendimize,  gâh susarak dışarıdaki yalan dolana, gâh susayarak bir damla sevgiye, peşinden koştuğumuz her gün, her geceyi büyümekten sayarak, büyüdük işte marifet büyümekteymiş sanarak. 



Büyüdük, eksilmeden, eskitmeden yaşamları bir gün geçirmeyerek. Saçlarımıza düşen aklar habercisi her büyümenin küçülmekten ibaret olduğunu. Görmedik, göremedik büyümenin büyüsü çepeçevre kuşatmışken dünyamızı. Bazen bir yağmur damlası getirdi bizi kendimize, bazen akşamları kapanan bir papatyanın yaprağına daldı gitti gözlerimiz. Bazen de kokusu bir menekşenin silinip giderken hatıralardan, uyandık, bitmeyen bir büyümek düşünün ortasında kalarak. Büyüdük, kirlendi üstümüz başımız, yüreğimiz.



Büyüdük işte, ne bir parça iyilik kaldı çocuk yüreğimizde, ne de bir parça masumiyet yanımızda getirdiğimiz. Büyümek ne  zormuş ,  büyüyen sadece   biriktirdiğimiz keşkelermiş  aslında,  dediğimiz anlardayız şimdi. O keşkeler  ki neler saklar kim bilir her bir ah’ın içinde. Her bir ah, bir yaş daha küçültürken düşlerimizi, büyüdük marifet büyümekteymiş sanarak.



Halbuki yağ satardık, bal satardık, bir toptan bile can verirdik, can alırdık, beş taşların her biri çoğalıp giderken her yıl, çocuk yüreklerimizi büyüttük bedenimizle beraber. Küskünlüğümüz kendimize her oynanan oyunda, her başımıza gelen şeyde kendimizden koparttığımızı bilmeyerek, büyüttük kini, nefreti, azalttık, çoğaltmadık sevgi denilen hayat suyunu.

Büyüdük işte, şimdi tatsız, tuzsuz bir çay yudumladığımız, her nefes alış verişte yaşamayı başardığımızı sandığımız bir yaşamayabilmenin türküsü dilimizde.  Nakaratı   döner durur çocukluğun. Kalakaldık  öylece,  büyümüş , ama içimizde susmayan bir  çocuk ağıdıyla…



Büyümeseydik mi, ne?...



ferkul

6haziran 2017

02:08

Hiç yorum yok: