1 Aralık 2016 Perşembe

Sıradan Yaşayacaksın





Sıradan yaşayacaksın.


Çayı iki şekerli içeceksin mesela. Şekersiz sevdiğini bile bile, artan kilolarına inat…


İki kere ikinin dört ettiğini bilmiyormuş gibi defalarca sayıp; beş, diyeceksin bütün denklemsiz denklemlere göstere göstere. Çözümü sende olsa da problemlerin, unutacaksın her rakamını, her işlemini, defterden sileceksin.


Sıradan yaşayacaksın.


Oynayacaksın, herkes gibiyi. Usta bir oyuncu olacaksın. Toz alacaksın, çamaşır yıkayıp, yerleri silip, karnıyarık yapacaksın. Sonra oturup balkona gün batımını izleyecek, içine işlerken grubun kızıllığı, kan damlasa da yüreğinden, sen seni çıkaracaksın hayatından. Sen olmayacaksın, senden başka herkes olacak, sen seyredeceksin, bir filmi izler gibi, bir videoda yer almış gibi, kaseti çevirip çevirip, sarsa da arada telleri, donsa da filmin tam orta yerinde, her seferinde sil baştan, yeniden başlatacaksın.


Usanmayacaksın, bıkmayacaksın, bırakmayacaksın, döndükçe dünya, sen duracaksın.


Günlere katılacaksın mesela, hani o bunu demiş, şu onu yapmış, ‘’vah öyle mi’’ lerden cümlelere katılamasan da, dinleyeceksin, arada bir kurabiye atacaksın ağzına, buradayım, sizdenim dermişcesine. Ayaklarını sıkan topuklu ayakkabılarınla şöyle bir dolanacaksın halının üstünde sanki rahatmış, rahatlamış gibi.  Arada bir boyayacaksın dudağını koyu kahverengiye, kırmızıyı sevdiğini unutmuşçasına ki, sıradan olsun…


Bütün bildiklerine rağmen, hiç bir şey bilmeyeni, anlamayanı oynayacaksın, bilmiyormuş gibi yapıp ortada dönen tiyatroyu, düşlerde yaşayacaksın. Var olacaksın ama yokmuş gibinin fotoğraflarını çekeceksin. Hayallerini bindirip bir gemiye, kaptanını, tayfasını, yolcusunu indirip sen kullanacaksın, yelkenler fora!..


Yakışıksız mevsimlerde yakışıklı bir gülüş yerleştireceksin yüzünün tam ortasına, düğümlense de dilin, yutkunsa da boğazın, gülümseyeceksin. Onca  kedere, hatta kadere, kadir kıymet bilinmezliğe inat. Onca yağmura, borana ve fırtınaya rağmen, bir bahar yeşerteceksin kışın, soğuğun ortasında, çiçek açacak gülüşün. Aydınlanacak gün. İnadına yaşayacaksın.



Yaşayacaksın, öylesine,sıradan. Eli kolu salınmış, düşsüz, gülüşsüz mevsimlere ve günlere hapsedeceksin kendini. Tadında bırakacaksın varken tuzu. Uzun yürüyüşlere adım atacak, uykusuz gecelerde, tam da dalmışken uykuya dünya, yokmuş gibiyi unutup, sen var  olacaksın.



Yazacaksın, dolu dizgin, yazdıkça yaşayacaksın.



Kadınsan,

Dünyayı sen kuracak,

Sen kurtaracaksın…



ferkul

19ekim2016

23:43

Hiç yorum yok: