5 Aralık 2016 Pazartesi

O KUŞLAR Kİ





Sonra,  sen gidiyorsun. Kuşlar da gidiyor peşin sıra. Ki o kuşlar gözleri sana benzeyen sessiz yıldızlar. 


Attığın adımlarda yazılı kalıyor adım, kaldırımlara izi çıkıyor yalnızlığımın. Geçip gidiyor mevsimler, art arda dizilen başaklar gibi, baharlar geçiyor, mayıs çiçekleri gülümsüyor ardından, sonra yaz, sonra kar. Üşüyorum zemheri soğuğunda,  yaz sıcağında titriyor ellerim, üşütüyor yokluğun. Buza kesiyor yüreğim.  Bu mevsimde zemheri  zor. Bu kurtlar sofrasında seni sensiz yaşamak zor...  


Sonra birdenbire bir akşam üstü  henüz geceye vermeden elini gün, takılıyor adın aklıma, bir fotoğraf arıyorum sana benzeyen insanlardan. Bakıyorum,  silinmiş yüzün resimlerden. Sesin de,  gülüşün de gitmiş kuşlarla, sonra gözlerin, sonra ellerin, bir bir yok oluyor yarınlarda. Tuz basıyorsun yarama. Alışıyorum, alışmak beklemenin yükünden ağır geliyor insana. Şiirler döküyorum ardından,  sular gibi çağıldayan. Her mısrası  ayrılık kokusu, her satırında  yarım kalmış bir sevda dokunuşu. Sözsüz şarkılara dökülüyor, nakarat oluyor dillimde gitmenin türküsü. Gidip de dönmemenin, kalıp da bıraktığın gibi bulmamanın, konuşurken susmanın ağıdı.  


Sen benim leylam değilsin,diyor sonra  mecnun mısralarında.Leyla aynı leyla aslında. Değişen sadece yüzündeki  yaşamamışlığın  çizgileri. Bulanıyor gözleri, beklemenin  yanında  hasret dediğin nedir ki? Bir türkü tutturmuş dilinde hiç söylenmeyen,
parçalanmanın, kaderin ve kadersizliğin, dağılıp gitmenin türküsü bu uzaklara. 
Artık gelsen de bir, gelmesen de…


     Sonra sen gidiyorsun. Kuşlar da gidiyor peşin sıra. Ki o kuşlar sana benzeyen yıldızlar  




Sen gidiyorsun

Yıldızlar da

Kuşlar da

Gidiyor peşin sıra.





ferkul



02aralık2016

00:27

Hiç yorum yok: