29 Temmuz 2016 Cuma

Gökyüzü gri şimdi…

Uçurdun bütün kuşlarını gönlünün.            


Birer birer gelmişlerdi halbuki. Tek tek toplamıştın kırk sekiz yıla sığan aynalarda. Serçesi, güvercini, martısı, kanaryası, hepsi birden süslemişti gökyüzünü. Aktı, aydınlıktı, bulutlar kadar temizdi, ışık saçıyordu gözleri. Sevgiye, aşka çırpıyorlardı kanatlarını.


Her  biri bir sağnakta doğmuştu, bekleyişlerde çoğalmış, umutlarda azaltmıştın uçuşlarını, küçük sevinçlerde, her yağan yağmurun damlasında, akşamüstü telaşlarında, gecenin kayamayan yıldızlarında saymıştın bir bir, sabırla, emekle toplayıp hüzünleri; biriktirmiştin onları, olmayacak hayallere saklamıştın kanatlarını.


Yazık oldu yarınlara! Nasılsa benim demiştin, dilediğince süslemiştin, ne maviler vaat etmiştin kendine dair, ne sevgiler düşlemiştin, ne aşklar, ne şiirler, ne sevdalar biriktirmiştin kanatlarında, yalansız, riyasız, bitmeyip tükenmeyen, eskimeyen, eskitilmeyen. Şimşek çaktı, bir boran, bir fırtına, olan oldu.


Gökyüzü gri şimdi…

Uçtu, gitti kuşların.


Önce kırıldı kanatları. Sonrası, bilemediğin  bir tufan. Ne yapsan, ne etsen, n’ eylesen olana, olmuşa, olacağa çare yok ki! Yok dediğin zaten yitip gitmiştir bir daha dönülmeyen yollarda. Gayrı beklemenin bir hükmü yok artık çıkmaz sokaklarda. Ki sen o sokakları arşınlanmıştın, ezbere bilirdin kaldırım taşlarının ağırlığını, tanıdıktır yarendir, sendir, sendendir ki,  her bir karesi bastıkça çeker içine yalnızlığını.


Ve eskidi hayaller, bir çok şey gibi yaşamındaki, kanatlarındaki yaralar da kanamaz oldu artık. Derin yaralar iyileşmese de içinden kanar çünkü. İçine saklandı gözleri, uçtu gitti kuşların. Unutuldular!
Şimdi geri çağırsan dönüşü var mı yitirilmişliğin?

Anlamı var mı kafeste uçamayan bir güvercinin?


Uçurdun kuşlarını gönlünün.

Sol yanı kırık şimdi …



.

ferkul



25 temmuz 2016

23.35

Hiç yorum yok: