30 Ağustos 2015 Pazar

YÜRÜMEK


İyi, gelir…




Yürümek iyi gelir… İyi gelir yürümek , yorgun, yaralı, adımlamak kaldırımları BİR  iki, bir iki, BİR iki...

İnsanlar geçer önünden, arkandan, sağından solundan… Dilleri aynı olsa da anlaşılmaz sözleri, duymazsın… Saçları başka, gözleri başka, kavgaları başka, gülüşleri saçma gelir, şaşarsın…

Caddelerden geçersin,sokak başlarından,çöplerin yanı başından,apartmanların , evlerin pencerelerinden,tozlu yollardan,sarı taksilerden, dolmuşlardan, otomobillerin içinden anlamsız bakan çocuklardan geçersin. Seslerin içinden, seçersin sessizliği…

Eski kaldırım taşlarının dili olsa, söylese senin bildiğini, çözseydi kaldırımların dilini; çatlardı belki hasedinden…

Yürürsün…

Dükkanlar, lokantalar, ışıklar, köşedeki oyuncakçı, şu karşıdaki yaşlı boyacı;bilmezler önünden geçip giden kederi… Bilmezler ki yürümeyi...Kızarsın, darılırsın içindeki deli kadına…Söylenirsin söylenilemeyeni, ana avrat düz gidesin gelir,dilin alışık değil ki çirkine, susarsın…

Bir yaprak   koparırsın yol üstündeki ağaçtan… Yaprağın da seçili, yumuşağı olmalı, şöyle narin, parçalandıkça çoğalan, kırıldıkça toplanan, senin gibi… Adımların gider, sen bölersin bir iki, bir iki, bir iki, bir iki, bitmez ki !..

Sen sussan susmaz beyninde konuşanlar… Susturamazsın, dilin sussa yüreğin konuşur, adımları saymayı unutur ayakların…Birden ileri gidemez artık sayamamaların… Uyuşur bacağın, hal kalmaz, derman kalmaz, bir sigara yakasın gelir, dönüp arkana kaçasın gelir, duramazsın sen,  yürürsün…

İyi gelir yürümek yorgun yüreğe, iyi gelir…

İyi gelir yürümek, iyi… Hele de yalnızsan, dolmuşsan, dökülememişsen salkım saçak , boşaltamamışsa ağzın,  dilin, içindeki kederi, iyi gelir yürümek… Unutursun kendini, unutursun dünde kalanı, bugünün hiçliğini, yarının belirsizliğini, gideni, gelmeyeni, gidip de dönmeyeni, gelip de bulmayanı, dostu, düşmanı, kadir kıymet bilmeyeni, unutursun seni…  Yürürsün…

 Alıp başını gider gibi, dağları yol eder gibi, yürürsün… Sil baştan yaşar gibi, yürürsün… Taşımaz olur bedenin yükünü, tilki misali dönüp dolaşıp gelir  ayakların geri…

Bir çay demlersin şöyle kanlıcasından sıcak, demli… Seversin sen çayı, çay da kendinden bilir seni… BİR  sen, bir çay; etti  İKİ !..   
Oturursun ağaç gören balkonuna, ağaç sana bakar, sen ağaca bakar, düşünürsün…

İyi gelir yürümek…



ferkul
22.08
28 ağustos2015
cuma

2 yorum:

Makbule Abalı dedi ki...

Kendimize yabancılaşmak bazen...Ama sonra doğanın dürtüleriyle kendimizi bulmak...
Yürümek gücümüz elverdiğince...

fatma erkul dedi ki...

evet, yürüdükçe yenilenmek...


okuduğunuz için teşekkürler