18 Kasım 2012 Pazar

Hayat! Sen ne kolay aldattın beni !




Oyun başlar….

Taşları dizilir önünde… Sıra sıra karışık, rakamlar… Rengarenk;  sarı, mavi, kırmızı, siyah… Senindir, senden bilirsin, sanki kırk yıllık dostun hepsi… Bakarsın hepsi tanıdık, bu oyunun sonu güzel, dersin… Seçtiklerin, umut ettiklerindir… Umut etmek zaten hep yaşamak değil midir?.. Başlarsın heyecanla, sarı beklersin;  siyah gelir. Bozarsın, sıralarsın yeniden, sarılar çıkıverir karşına, yeniden dizersin;  bu sefer de maviler bozar hayallerini… Hadi bakalım, silbaştan… Gelen taşlar umduğun gibi çıkmaz, bir bir gider elinden güzelim renklerin…  Bir bakarsın oyun bitmiş, sen kalmışsın bir çok renkli taşın arasında…

Yok, bu defa olmadı, bir dahaki sefere kesindir; olacak, dersin, pes etmek yakışmaz çünkü sana… Hep de zaten bu iyimserliğin yüzünden gelmedi mi başına bunca şey!.. Başlarsın yeniden, yine taşlar önünde sıralanmış, en güzel renkleriyle, al beni, der gibi… Başlangıçta güzel gider bu defa… Her gelen taş senindir, seninledir, bir kazanma sevincidir, kaplar içini… Heyecanına kapılırsın oyunun… Bütün renkleriyle güzel bu, oyun!.. Bu kez benim, sonu benim, bu defa kazanırım, bu defa bütün taşlar benden yana, dersin… Karşı duvarda duran aynaya bakmak gelmez hiç aklına… Hiç bitmesin istersin, böyle devam etsin!.. Eder de… Bir bakarsın, oyunun sonunda başlangıçtaki taşlarınla kalakalmışsın, elinde bir tek taş…

Ama güzel başlamıştı, bir kere daha deneyeyim;  bu defa kesin olacak dersin, bu sefer bütün taşlar benden yana… Atarsın kendini yeniden oyuna… Sahiden de bu kez başkadır, sanki bütün mevsimler bahara dönmüş, bütün çiçekler tomurcuk!.. Heyecanın ve sevincin döndürür başını… Alır aklını başından renklerin cazibesi… Daha başından bellidir sonu, her taş, seni çeker, sen taşı çekersin… Bir bakarsın oyun bitmiş, kazandın!..  Dünyalar senin!...

Bi kerecik kazandıysan ikincisi gelir, dersin… Bitmez bir türlü başladığın oyun. Saatler geçmiştir, zaman  umurunda mı?..  Başlarsın bir kez daha, bir kez daha derken, kazandığın bir tek oyun, sonrasında gelen taşların hezimetine uğrar… Renkli taşlar sıra sıra dizilirken önüne, heyecanın ve sevincin karışır, karıştırır aklını… Yanlış taşlar, yanlış renkler, yanlış saat; derken bir bakarsın, kaybolmuş zaman, uçup gitmiş hayaller!..  Umut dediğin  de  neydi ki, var mıydı, dersin. Boşluktasın!.. Kalakalırsın kendinle… Kayboluverir  bütün taşlar, nereye gitti bahar, hani nerede taze açmış gonca güller!.. Renkler birbirine karışır, seçemezsin… Eyvah!..  Geçip gitti zaman, bütün taşlar yalan, bütün renkler siyah, bütün mevsimler kış!..  Elde var sıfır…

Bir daha oynamayacağım, beceremiyorum ben bu oyunu demezsin yine… Her seferinde yeni bir heyecanla, ümitle atılırsın, atarsın taşların önüne kendini… Taş dediğin bilir mi insan kıymetini?.. Aldatır renkleriyle, sıralanıp  acımasızca taşlar seni… Sonra da gülümser kaybedince karşına. Dalga gecer gibi, kandırdım işte, yanlış taş seçtin kızım, kırmızıya kandın, maviyi seçseydin, kazanırdın der gibi… Sarı ile siyah da seyreder uzaktan öylece, biz sana demiştik, der gibi… Şimdi kime dert yanasın?.. Şimdi nasıl aynadaki yüzün?.. Bakakalırsın… En başa dönmek istersin, yeniden sıralamak renkleri, en baştan seçmek rengini… Zaman geriye döner mi?… Yeniden doğabilir mi insan?...



Kim ne derse desin, aldansan da, kaybettiklerin kazandıklarından çok olsa da, döner durur okey!




Hayat! Sen ne kolay aldattın beni ! ….



ferkul
17 kasım 2012
22:17

Hiç yorum yok: