28 Nisan 2012 Cumartesi

YALAN DÜNYAM...


Yalan söylüyor bu akşam üstleri;
Yalan!..
Güneşe uzatsan elini,
Kana bulanır ellerin...
Dokunsan bulutlara
Yoka bulaşır bedenin...
Grub da yalan,
Güneş de,
Düş de yalan
Düşsüzlük de...
Aşk da yalan akşamüstlerinde
Hüzün de  yalan…
Sevda da...
Yalan bu akşamüstleri
Yalan...


Hüzün konuşur sen sussan, çıkartsan kelimeleri saatlerin içinden,  saniyeler yalan!..
Sözcükler yalan, günler, aylar, mevsimler yalan!. Yalan bu akşamüstleri mutlulukları yalan!...

Beklerken seni, duvar üstü sabah çiçeklerinden sonra, akşamsefaları kapatır gözlerini, solar renkleri… Papatyalar yalan, gelincikler de… İçimi ürpertir karanlığın korkusu...Sensizlik karanlığın Türkçesi, başka bir kelimesi var mı yokluğunun?.. Bir görünüp, bir kaybolan, Sen de yalan, Sensizlik de... Geceyi bağlarken güne, bütün akşamüstleri yalan...

Yalan insan sesleri, yalan koşuştururken aceleleri, hepsi bir şeylerin peşinde… Varılacak yer de yalan, beklenen de, bekleyen de, beklenilmek de yalan... İçim dursa, ruhum dinse, dinlense dilim, sussa içimdeki şiir; hepsi dursa bu akşamüstünde; donsa dünya... Şu simitçi çocuğun elleri kalsa para üstü verirken havada. Şu  uzun etekli kadın, içinden konuşturmasa mutsuzluğunu, adım atarken donsa dünyası, şu grili kedi, parçalarken eline geçirdiği serçeyi, ağzındayken bir kanadı, donsa, dönmese, dursa birden dünya...

Otursam kaldırımlara bir akşamüstü telaşında bulsam kendimi... Tutmasam, salıversem ortalığa haykırışımı... Değişir miydi dünya?...

Biriktikçe akşamüstleri, çoğaldıkça dostlar, geçtikçe yıllar; artıyor yalnızlıklar...

Yalan bahar çiçekleri, yalan nisan yağmurlarında ıslandığımız, yalan akşamüstü sevdaları... Sevda olsa şiiri olurdu, şefkat olsa aşk olurdu; destanı yazılırdı yıllara meydan okurdu kelimeleri... Yalan aşklarınız da, sevdalarınız da... Yalan gülen gözleriniz... Yalan sevinçleriniz de, düşleriniz de…

Yalan bu akşamüstü telaşlarınız… Yalan yaşamınız…


ferkul

21nisan2010
00:20

Hiç yorum yok: