23 Mayıs 2010 Pazar

YAĞ!....




YAĞ

Bir sıkıntı, bir sis bulutu, bir karanlık... Boğuluyor gökyüzü, biriktirip biriktirip boşaltamadı bir türlü gözyaşını... Baharı da unutturdu, kışa kesti ortalık....

Bir rüzgar, bir soğuk, bir titreme... Gözlerde, ellerde, yüreklerde, evlerde... Ağlasa, dökse içini, salıverse kendini; birden bire sağnağa dönüşse... Açmış kollarını toprak, onu bekliyor, ne çok beklemiş,ne çok ölüm getirir yaşayana beklemek, ne çok hasret ıslanmaya, bir bilse...

Yağdıramadı  bir türlü gözyaşını ... Yağmadıkça, boşaltmadıkça içindeki kini, bungunluğu, bize bahar, bize güneş, bize sıcak yok gibi....

Yağ artık!..  Sele döndür topağı, ıslansın seninler ağaçlar, çimenler, evler, sokaklar, insanlar... Coştur gözyaşını, yağ da bitsin bu karanlık, bitsin bu soğuk; gelsin artık bahar!..

Yağmur, yağ!...

ferkul

22mayıs2010

1 yorum:

Pho2Phil dedi ki...

"Bir rüzgar, bir soğuk, bir titreme... Gözlerde, ellerde, yüreklerde, evlerde... Ağlasa, dökse içini, salıverse kendini; birden bire sağnağa dönüşse..."

sağanağa dönüşse, sel alır hepimizi ve her şeyi...
dönüşmesin sağanağa... azarca yağmasın! azarca azarca yağsın!

bu bulutta biraz daha: gözyaşı kalsın!
...
her şeye değil ama...
sulara... biraz olsun:
hükmüm vardır...

tanrının verdiği bir damla suyu, gidip de, çöldeki bir hurman ağacının dibine dökenlerdenseniz: sulara hükmünüz vardır...

NİL bir ak denize dökülür ama; nerde başlar bilemezsiniz.

ve her gövde bir cehennemdir...
onun her istediğini bir başınıza veremezsiniz...

ve cennet... ve cehennem: NİL'in,
yani bir AKARsuyun... altındadır!