10 Ocak 2010 Pazar

OKUYUCU


            
Düzenli bir kitap okuyucusu olduğum konusunda iddialı olduğum söylenemez... Bazan olur ki aylarca bir kitap masamda beni bekler, okunmak için... Başlamışımdır ve muhakkak bitirilmelidir, sürükleyici olsa da olmasa da, içinde benden bir parça bulsam da bulmasam da, aylar sonra da olsa sonuna kadar okurum... O konuda hassasım, yazılanın ve yazarın hakkını vermek gerektiğini düşünüyorum, başladıysanız okumaya sonuna kadar... Belki verilen emeğin hakkı, belki anlatılan hayatın bir kesiti olduğu için, başlı başına birini yaşattığı için ve eğer yazıldıysa bir şekilde yaşatılmalı, okunmalı; gibi düşünürüm... 

Bazan de olur ki, bir başlarım okumaya, deli gibi, elimden düşmez kitap, birini bitirir ötekine başlarım, susamış gibi, okumaya, dalmaya, içinde kaybolmaya... Çünkü kitap yıllardır görmediğiniz bir dost gibidir kavuşunca bırakılmak istenmeyen... Bazan bir arkadaş, bir karanlık dehliz, bazan bir aydınlık deniz dalgası, bazan bir sabah güneşi... Günlük hayatın stresi ve koşuşturmasından, kimi zaman kendinden kaçıştır, başka hayatlarda kaybolma isteği, ya da kendini bir başka roman kahramında bulma arzusu... Belki de yok oluş, var olmaktan sıkılıp usandığın bir anda sarıldığın bir boşluk duygusuyla, kendi içinden kendini, ruhunu dinlendirme isteği; dinginlik...

Her ne olursa olsun bir parça olmalı okumak, hayatın ortasında, günün içinde ve yaşamın bir noktasında birazcık zaman ayırmalı, diye düşünüyorum... Düşünmekten kaçış bile olsa doğru düşünmeyi sağladığı için, kelimeleri yanlış harflerden kurtarmak, hatta bir parça anlama duygusu kazanmak için insanları... Yaşantısı bizden olmasa da, bizi yansıtmasa da, ayrıştırmak ve ayrımsama, anlama gücünü arttırmak için... Her şey için okunmalı...

Bugünlerde dikkat ediyorum da, kitapevlerinde ve bütün kitapçılarda alışılagelmişten farklı olarak insan kalabalığı... Sanki insanlar biraz daha çok okuyor mu ne!... Bana mı öyle geldi?.. Belki bunda kitap fiyatlarındaki düşüşün de etkisi var... Öyle bile olsa bu güzel bir gelişme...

Okuyan, düşünen, ayrımsayan ve doğru harflerle doğru kelimelerle konuşup yaşayabilen insanlar olmak dileğimle...

ferkul

10ocak2010

(Not; Bu arada Elif Şafak'ın Aşk, ını okudum en son... Neredeyse bir solukta, denir ya...Ondan önce aylarca Maeve Binch'in Aşk Bir Kere_sini masamda öksüz beklettim...Şimdi sıra Canan Tan'ın Piraye_sinde...Umarım gerisi gelir)

28 Aralık 2009 Pazartesi

2010'la






Yeni bir yıla hazırlanırken;  yeni bir sayfa eklerken hayatın yapraklarına,  geçtiğimiz gün ve yılları saymamak gerekiyor galiba... Ayrımsamamak, ayrıştırmamak...  Öylesine, biteviye yaşamak gerekiyor gibi, her günü ve anı... Bazan günü gününe yaşayan insanları tuhaf ve garip görsek de, herşeyi ve herkesi  fazla ayrıntılarıyla inceledikçe, hayattan çaldığının farkına varıyor insan... Ve her zaman olmasa da, arasıra günü güne uydurmak gerekiyor galiba... Günü gününe, anı, anına... İncelemeden, olduğu gibi...  Bazan da herkes gibi olabilmek...  Herkesin baktığı pencereden bakmak, öyle görebilmek...

Ne de çabuk geçiverdi yıllar... Delikanlı denilen zamanlarımızda hala düşünebilir ve hayal edebilirken, daha bir coşkunken duygularımız  2000'li yıllarda nasıl ve ne şekilde bir hayatımız olacağını düşünürdük arkadaşlarla... Kaç çocuğumuz olacak, hangi şehirde yaşayacağız, mesleğimiz ne olacak, nasıl konuşan_düşünen insanlara dönüşeceğiz?.. Keşke komşu olsak bari'ler, bir kitabımız olacak mı hatta, yazacak mıyız yine, yazılmış ve yaşanmış bir hayatı benimsemiş mi olacağız gibi... Sevimli hayaller, meraklar, derken geldik işte 2010'a... Yaşanmış ve yaşanmamış ne varsa hepsi bizim, bizden , hayaller gerçek olsa da olmasa da, hala diri, hala canlı kalabildiyse, sanırım önemli olan bu... Yaşatabilmek umudu... İstemesen de yıllar koşar adım çıkıveriyor önüne, nasıl geçtiğini anlamıyorsun bile çünkü... Bir bakıyorsun, bugün ; dün_e dönüşmüş ...

Sanki 2009 veya daha önceki yıllardan farklı, on sayısının katlarından biri olduğu için mi, 2000' i daha çok geride bıraktığını anımsattığı için mi, kimbilir?..  Belki de bir önsezi, farklı bir yıl olacak, farkı, keşkelerden ibaret olmamasıdır belki, daha bir aydınlık 2010?... Neden olmasın?..Önsezilerimizi de kendimiz yaratıp yönetmez miyiz?...

En_leri yaşadığım bir 2009'du... En azından kendim için , sevdiklerim için, ve  iyi niyetini kalbinden çıkarıp yüzüne ve sözlerine yansıtan bütün herkes için , 'En' _lerin içinde en çok sevdiğiniz ve yaşamak istediğiniz günler ve anlarla dolu bir yıl olsun, 2010...

Ve hayaller, hiç bitmesin....

ferkul
28aralık2009