7 Mart 2009 Cumartesi

HERKES GİBİ...


HERKES GİBİ YAŞASANA SEN…

Bugün yine herkes gibiydim… Herkes gibi kalktım yataktan, herkes gibi dinlenmemiş, dinlememiş, tam uykusunu alamamış, hayattan bir yaprak koparmamış, yüreğinin yangınında sönmemiş… Herkes kadar mağrurdu gözlerim, mahrur değil… Güneşli bir sabah değildi uyandığım. Herkes kadar ben de vardım, uyandım bir Pazar sabahında buldum kendimi… Yine herkes gibiydim bugün; kalktım, ellerimi yüzümü yıkadım, bir kaç lokma kahvaltı ettim. Peynir, zeytin, bal (sahi ben bal çok severim, onsuz kahvaltı etmem, tatsız, tuzsuz bir şeye benzer balsız kahvaltı, bunu benim kadar bileniniz var mı?). Biraz tereyağı sürdüm ekmeğime, ekmek bayattı, sertti, buğusu üstünde tütmüyordu, tereyağını beğenmedi, içine çekmedi, yedim yine de herkes gibi, alışmıştım… Çayı içime çektim sigaramla tütüyordu dumanı, en çok ikisini sevdim bu pazar sabahında… İkisi de bana benziyordu çünkü, bendendi, seviyordum…

Herkes gibi bir Pazar sabahı magazin sayfalarında gezinen televizyon kanalında izledim dışarıdan hayatları, ne kadar yalandı, ne kadar çirkin gülümsüyordu güzel, boyalı yüzleri… Seyrettim beyaz camda, tiksindiler kendilerinden, şarkıları güzeldi, hüzün kokuyordu, bendendi, benim gibiydi ama yüzleri kimseye benzemiyordu, ben yine herkes gibi izledim… Doğan Cücelioğlu’nun programını izlemek istiyordum halbuki, herkes gibi bu Pazar gününde çok geç kalmıştım uyanıp da izlemeye, kaçırdım yine… Çoğu geç kalmışlıklarından ibaret değil mi zaten hayatım?... Düşündüm en çok neye geç kaldım, en çok_ları nerede, hangi baharlarda, yitirdim?..

Herkes gibi bulaşıkları kaldırdım sofradan sonra, sildim süpürdüm yaşamımı, temizledim, temizledikçe kirlendim herkes gibi… Uzak bir mevsimde, uzak bir yılda kaldı geçmişim, geleceğim, ümidimi de kaldırdım sofradan, zeytin çekirdekleriyle birlikte gittiler çöp kutusuna… Geri dönüşüm kutusu yok mu bu yaşamak denilen yalanın?.. Kıyısında kalırken, yaprakları solarken; ben, herkes gibi dışarıya baktım, hava gülümsüyordu güneşini çalmamışlardı bugün gökyüzünden bulutlar… Havayı kıskandım, gülümsedim, hırslandım, kendimle konuştum, bana küstüm, haberi bile olmamıştı küskünlüğümden… Barıştım… Birdenbire kalktım, yazdım, yazdıklarımı okudum herkes gibi, sizler gibi, düşündüm… Saçmaladım, saçtım çiçeklerimi ortaya döktüm, kimse görmedi, okudu ama harfler seçilmiyordu, anlamadınız… Kimse anlamadı beni ben gibi, herkes gibi anlaşılmadım, seçemediniz …

Herkes kadar biri aradı beni; arkadaşımdı, öyle olduğunu sanıyorum, bilir miyim, bilmek için gayret eder miyim?... Varsın olsun, öyle sanmak kolay değil mi? Kolay olana geçmedik mi problem çözerken hep, herkes gibi… Çaya çağırıyordu… Halbuki bilmiyordu; kim çay içmiş benim kadar?... Gel, dedi pastaya, böreğe, çaya ve sohbete… Birkaç kişi daha gelecekmiş benim gibi herkese benzeyen, bana benzemeyen… Onlara da katılayım dedim, her zamanki bir pazardı, gittim… Konuştuk ordan, burdan, hastalıklardan, ölümden, saçımızdan, başımızdan, başkaldıramadıklarımızdan, giydiklerimizden, giyilememişlikleri saklayarak, saklandık kelimelere… İşten, arkadaştan söz ettik; yaşıyormuş gibiydiler, uzaktan seyrettim… Ben de vardım izlediğim filmde, yavaş çekimdi, insanlar yavaş ve donuk… Gibi yaptım herkes gibi çayımı içtim, böreğimi yedim, pasta da çok güzel olmuş, dedim, gitti…

Akşamı buldu herkes gibiyi oynayışım, bindim bana benzemeyen arabama, açtım radyoyu son sesine, bağırttım türkücüyü; haykırıyordu herkes gibi, isyandaydı, bana benzemiyordu, ben kim isyan kim?... Arabalar geçiyordu, önümden, arkamdan, yanımdan, yakınımdan… Renklerine baktım, kırmızı, mavi, beyaz, hiç biri mor değildi, utandım… İçerideydiler ve ben türkü dinliyordum, ayrılığın ve ayrılmayışın türküsünü… İçinde kalmışın, çıkarmayışın.... Film devam ediyordu, bitmemişti, bir türlü sonu gelmiyordu, bitsin istedim, sen neyi istedin de oldu be, dedim… Kendime kızdım, bana benzemiyordu kendim… Acıklı bir türküydü, bir sigara yaktım, üfürdüm dumanını pencereden, külü içeriye döküldü, göremedim… Bir ben kalmıştım dışarıda, içerideyken bir ben kalmıştım kendime…

Ve sustum, susuyordum, suskundum yine ben gibi, neredeydim?...

Ve şimdi gece… Şimdi işte; kendime kaldım, benimleyim, herkes gibi değilim, beni yaşıyorum, herkes uykuda çünkü, onlar uyanıkken de uykuda değil mi zaten?...

Ben buradayım, yine dışarıdayım, yine soğuk dışarısı, içerideyken yazıyorum; bir Pazar gününü, her güne benziyordu, aslında her günden değildi, bitti…

Biraz psikopat birinin yazısına benzedi yazım, zaten ben herkes gibi biraz psikopat değil miyim?... Ben kimim?...

Ve bir şiir kaldı aklımda… Bugünü unuttum ;


'Herkes gibi yaşasana sen,

İşine gücüne baksana…'


Herkes gibi….

ferkul

2mart2009-03-02

00.51

3 yorum:

Adsız dedi ki...

...

Abraxas dedi ki...

Of çok karamsar gördüm sizii, neler oluyorr

lemanice dedi ki...

karamsar maramsar ben bayıldım yazıya:))sevgiler canım


not:sigara öldürür.