16 Ekim 2008 Perşembe

günlüğe benzemedi


Şu an günün bitmesine 35 dakika var... Hayatımdan bir gün daha eksilirken ilk kez günlük tarzı bir yazı yazayım dedim, oturdum klavyemin başına... Her zaman koşuşturmalı bir yaşamın içinde kaybolup giden bir resim, resim içinde hızla ilerleyen bir kare olduğumu düşünmüşümdür... Ayrıntılarla daha çok ilgilenirim, ana konular dışında kalan küçük ayrıntılar dikkatimi çeker... Bu günün ayrıntısı galiba yaramazlığından çok, kendisinden şikayetçi olduğum zamanda, başedilmesi zor küçük Nihat’ın zararsız bir bakışıydı galiba... Benim de yüreğim var der gibi, söylemek istediği çok şey varmış gibi... Hani çok konuşursunuz her zaman da bir an, öyle bir an gelir ki, hiç bir şey söylemenize gerek kalmaz, bir tek bakışla dökersiniz yüreğinizin gizemini ortaya, bütün çıplaklığıyla... Öyle bir bakıştı sanki... Ben mi yanıldım da demedim değil hani düşünürken, bu kadar yaramaz ve çevresine bu kadar zarar verebilen bir çocuk böyle bakabilir mi?... Ben mi öyle görmek istedim?...

Bütün gün yağmur yağdı, soğuyla kendini ve içindeki insanları donduran ekmeğimi kazandığım, onaltı yılıma ferkul’un her karesini sığdırdığım şehirde... Yağmurun hızla yağışı değil, usul usul yağarken yüreğime söyledikleri, ‘içerdeki’ yazımın içinde unuttuğum ailemin resmindeki gelecek umudu.... Sahiden umut her zaman var mıdır, zaman her şeye çare midir, kimbilir, göreceğiz, ve yaşayacağız, hala kendimizden kırılmamış bir parça kalırsa, yıpranmamış,yıpratılmamış bir gülümseme ile de hatırlarız belki bu günleri de....

Şimdi, şu an, düşünmekten düşündürmeye geçiş, günlüğe dökerken bile kelimelerle saklambaç oynama zamanı... Belki tam da yorgunluğun, dinginlik ihtiyacının çöktüğü şu andaki yazma ihtiyacım... Kaleme sarılma, kalemden bir renk arama, kendini anlatamadığında boyama, kelimelerle süslenme ihtiyacı....

Sanırım yazmak en büyük ilaç hayata,yaşanılan anların hızına yetişmeye, mevsimlere alışmaya, gün ve gecelere bölünmeye, kendini bölmeye, bütünlemeye....

Yazmalı, düşünceler beynini sarmadan ne söylerse yüreğin aktarmalı, yazmalı, yaşamalı...

Yaşadıkça yazmalı, yazdıkça yaşamalı...

ferkul

23.53

15ekim2008

1 yorum:

Muhabbet Çiçeği dedi ki...

Ne güzel yazmışsın canım. Bencede
Yazmalı insan düşünceleri beynini sarmadan ne söylerse yüreği aktarmalı, yazmalı, yaşamalı...

Yaşadıkça yazmalı, yazdıkça yaşamalı...

Sevgiyle kal. Yüreğine sağlık.