11 Mayıs 2008 Pazar

büyüdüm anne!...
















ARTIK BÜYÜDÜM ANNE!....

Uyu! ’dedin,uyudum,anne,yürü!’dedin,yürüdüm...
Yağmurlar kesti yolumu,fırtınada yıkılmadım...


Işığa diktim gözlerimi, karanlığa aldırmadım...
Öyleçok yürüdüm ki, dağlara kanmadım,
yollara doyamadım... Koşacaktım,
ama,’ düşersin,yorulursun’, dedin…
Yürümedim...Durdum anne!...

Yaşamaktan yana,ne varsa bildiğim: senden kalanlardan _,yetindim… Yetinmeyi maharet sayarak, erdemi şeref kılarak… Yalnızlığı önümde bilerek.. . Dönüp ardıma bir baktım da...Arta kalan, senden başka hiç bir ben, olmadı….Olamadı anne!

‘Off!’deme'Allah,de',dedin.Allah’tan başka kimse hiç kimseyi düşürmedim dudaklarımdan. İsyan hiç bir zaman yakışmadı uysal kızına... Uyandım... Kimseyi uykudan uyandıramadan... 'Allah’ dedin mi bütün dertler biter, dedin...
Anlatamadım... Yakıştıramamışken günahı kimseye:, bir de baktım ki hava alamaz olmuşum, bütün ‘offff’ lar sarmış dört bir yanımı.
Yine de ‘of’ demedim anne!

‘Yalan söyleme’, dedin, ‘her zaman dürüst, ol!’ Dürüstlükten anladığım
ne varsa, yalandan gayri, pazara serdim dürüstlük kervanını,
hepsini yaşattım dünyama… Bir baktım sarmış bütün mevsimlerimi,
sarmaşıklar gibi, yalanlar...

Boğuluyorum anne!

Yine de hala ’yalan’ söylemedim anne!...

‘Temiz ol, dedin, beyaz bir çarşaf gibi, duru ol, saf ve katıksız yaşat, yüreğini’ dedin…Hep yıkadım ellerimi bütün çamurlardan arındırarak …Gençliğim soldu, çocukluğum söndü gitti,ben hiç kirletmedim yüreğimi…Her gün yıkandım bütün çarşaflar gibi kalayım, diye tertemiz…Beyaz bir dünyam olsun, dedim,dediklerini hiç unutmadan…Bir dünyaya açtım ki gözlerimi: seller aksa, yağmurlar yıkayamaz pisliğini...Kapat sen, dedin gözlerini...Sen temiz tut ellerini…Kapattım gözlerimi,yine de bitiremedim yarım kalmış temizliği… Yıkadım, yıkadım ellerimi...Çıkmıyor bir türlü ,çamurlar bulaşmış her yerine…

Temizleyemedim anne!...

Yavrum, kızım, diyemedin, kendi saf dünyandan ,etrafını sarmış yalanlardan,feryat figan etsen de bitmeyen kötülük deryasından,kederli bakışlarından, arındıramadın kendini….Sen hiç mutlu olmadın ki…Uzak bakışlarda kaldı bütün güzel sözlerin…Öğütlerinin içinde saklandı belki de umutların..Çocuklar için,herkes için, dedin,gülümsedin de,kendin için,nur yüzünde parlayan bir ışık yakamadın hiç…Işığında kaybolamadım…Sana ışık olamadım, belki sana layık olamadım…

Seni gülümsetemedim anne!

Artık ne dersen de, kapatsam da gözlerimi, bütün renkler önüme serilmiş, birlikte dokuduğumuz halıların deseni gibi ortada…Onları da hiç beceremezdim dokumayı..Bir kenarı havaya,bir kenarı yere bakardı hep…Hatırlar mısın? Kızardın hep, niye elin işine benzemiyor senin yaptıkların,diye…Onları da düzeltemedim, sözünü de tutamadım...

Dünyaya kapalı gözlerle bakamadım..Durduramadım,duramadım..Gözlerimi kapatamadım...

Görüyorum anne!…

Biz görmesek de ‘off’ lar sarmış dört bir yanı…Yalansız kelimeler kalmamış cümlelerin içinde, yakışıksız, söylenmeyen bir şey, kalmamış…’Uyu’ de, ’ büyü’ de, ‘yavaş yürü, koşma’, de..Ne dersen de….Koştum, koştum!..
Yoruldum anne!

Sabah oldu, bitmeyen gecelerin arkasından doğdu güneş,
sen henüz uyumadan,
hiç gülümseyemeden..
Küçük kızın büyüdü..

ARTIK BÜYÜDÜM ANNE!....


ferkul

12 Mayıs 2007-

Hiç yorum yok: