25 Mart 2008 Salı

Ne de olsa kışın sonu bahardır..


Ve durdu yağmur..
Şimdi oluklardan akıyor su...
Yağmura benzemiyor sesi, daha bir gürültülü akan, dinlendirmeyen, ama huzur veren bir ses... Nisan yağmurlarının öncüsü bu yağmurlar, ne kadar kış çok soğuk geçmedi de deseler, bana göre bu yıl uzun, soğuk ve bitmeyecekmiş gibi görünen bir kıştı sanki... Bence duygulu insanların mevsimi değil, donduran karanlığı aydınlıktan fazla kalabalık görünen kısa kış günleri... Daha bir yalnızlık hissi duyarım böyle günlerde... Daha bir hassaslık çöker yüzüme... Yapışır... O kara bulutlar gökyüzünü kapladığında bir hüzün gelir, yerleşir kapıma, ayrılmaz bir türlü ne yapsam, nereye gitsem, benden bir parça olur... Atamam, fırlatamam bir köşeye, benden olur, ben olur, bırakamam, bırakmaz beni zaten istesem de... Sizlerde de olur mu bilmem ama, daha bir nedensiz boğulurum, nefes alamayacakmış gibi, aydınlanamayacakmışım gibi gelir bana...

Aydınlık günlerin insanıyım ben... Ne kadar sıkıntılı olursa olsun, sorunlar çepeçevre kuşatsa da etrafımı, bir küçük güneş ışığı yeter aydınlanmama... Bazan küçük bir gülümseme yeter, bazan da iyimser bir gülüş değiştiriverir dünyamı... Çabuk kanar, çabuk yanılırım, biraz saf tarafım vardır zaten, bilir bütün yakınlarım... Işığın etrafında dönen böcekler gibiyim, karanlıkta yaşayamam... En büyük korkumdur, karanlık... O kadar çok hata yaptım ki hayatımda, o kadar çok yanıldım ki, hala ders almadım insanlardan yana, güneşten yana, dünyadan yana.... Bir parça yeniğim, bir parça kırık... Yine de şikayetçi değilim kendimden... Her seferinde toparlarım kendimi baharla, yenilerim bir dahaki kırılmalara, hazırlarım benliğimi.... Ne kadar iyi hazırlandığımı sanıyorsam o kadar çok kırılırım halbuki... Her yenilgi, yeniden bir dirilişi getirir aslında... Güneş dersen bir görünür, bir kaybolur, güvenilmez ona... Dost desen, arkadaş desen, bir varmış, bir yokmuş... Ama bahar, her seferinde gelir, vefası hiç kimseye benzemez, sözünde duran en sevgili dosttur aslında...

Ve durdu yağmur..
Daha bir sıcak günlerde sağnağa dönüşmeye hazırladı kendini... Bitti kara bulutların mevsimi, şimdi bahar zamanı... Şimdi çiçek açma, meyve verme zamanı... Ağaçlar çiçekleriyle, gökyüzü maviyle dansedecek şimdi... Kuşlar yuvaya döndü, sabah cıvıltıları neşe vererek aydınlatacak dünyamızı... Nefes alma zamanı şimdi... Güneş sanki hiç gitmemiş de hep burdaymış gibi yanıbaşımızda gülümseyen eski bir dost, kendini hatırlatan, direnme gücü veren... Kendini bulma, yeniden başlama zamanı şimdi... Ne de olsa kışın sonu bahardır...

Yeşerten, umut veren, çiçek açtıran baharlara...

ferkul
23.mart.2008

Hiç yorum yok: