28 Ağustos 2007 Salı


Yorgun bir köylüyüm
Kalabalıklarda unutulmuş.
Elimde bavulum,
Yüreğimde umudum,
Şehir sevdasına,
Yollara düşmüşüm…



Bin bir umutla çıkmıştım yola. Başka sandım, daha çok kazanır, daha çok yenilenir, sandım düşüncelerim… Topraktaki fidanlarım büyür sandım şehrin kalabalığında kaybolursam… Unuturum sandım Ayşe kadını, uzaklara karışırsam

Bizim toprağımızda insanlar yağmurla beslenir, sevda kaşığımızda, şefkat kapımızda bekler yolunu… Selam bahçelere, tarlalara serpilmiş çiçekler gibi, besler dostluklarımızı… Uzak bakışlarda saklanmaz gülüşlerimiz. İçtendir, samimidir, kin büyütmez kardeşliğimiz…


Yitik insanlar şehri burası… Konuştukça bağırıyor gözleri. … Şefkati yok saymış… Işıktan nasibini almamış yürekleri. Gündüzü gece, gecesi aydınlıklarda boğulmuş. Çok koşmaktan yorulmuş, şefkat nedir, sevgi ne demektir, almadan vermek neydi, unutmuş… Bu şehri sevmedim, bu şehir insanlarını tüketmiş, yutmuş…


Yoruldum bu şehirde… Issızlığı kalabalığında, cesareti yüreksizliğinde kendisiyle birlikte yok etmiş gitmiş insanları..Beni de yutmadan bu şehir , karanlığında kaybolmadan, insanında yok olmadan, köyümün serin suyundan, içeyim. Ayşe kadınımın o tanıdık, saf sessizliğindeki sesinde bulayım kendimi.Anacığımın katışıksız sevgisinde yüzeyim…

Köyüme döneyim…


ferkul



26 Ağustos 2007