3 Nisan 2007 Salı

YAĞMURU TUTAMAZSIN

YAĞMURU TUTAMAZSIN


Yıllarımı verdim suskunluğa…Günler, baharlar, kışlar ve yazlarca, sesimde kayboldu suskunluğum…Bakışı uzak, hasreti köylerde kalmış bir kentte yaşar gibiyim, toprağa hasret, yeşile kanmış…Uzatsam ellerimi dokunacağım sanki maviliklere, toprağın kokusunu memleket kokusu gibi duyacağım neredeyse.Hiç bir zaman kokusuna hasret duyacağım bir köyüm olmadı halbuki.En büyük hasretimi yaşadığım evim ve ailem hariç…

Yeniden doğmuş gibiyim , kalabalıklardan sıyrılıp kendimi daha yeni bulmuş, kaybolmuşluktan kurtulmuş bir sevinç var gözlerimde parıltısı gün ışığına çıkmış…Umutlar tükendi demişken tam, bir şeylerin varsızlığını umarsızlığa kaptırmışken, nefes alan kelimeler, virgüller varmış henüz noktasını bulmamış… Sevinci kursağında kalmamış cümleler, hüznü taşısa da heybesinde; şiirler kalmış, yazacağım… Yapacağım daha çok işim varmış benim.Umudum da varmış da, sanki bugün için saklanmış en kuytu köşelere.

Hayatı zorlamaktan yana olmadım hiç bir zaman.. .Sen neredeysen hayat oraya götürür seni.Yakalayıp tutabileceğin bir mevsimi bulamazsın…Kar istediği zaman yağar , yağmuru tutamazsın…İstemezmiş gibi yapsan da kaçamayacağın tek çıkmaz köşedir kader…

Kaçamadım, kaçmak da istemedim zaten hiç…Seyretmek kaçmaktan kolay geldi
belki…Kendinden kaçışı kadar insanı yaşamaktan soğutan başka bir şey var mıdır?Sorgulamadan yaşamı ,kendini sorgulamak gerekmiş aslında.

Ne oldu bilmiyorum, bir vesile, bir blogla açıldı zihnim, birden bire ışığa büründü kalemim.Kimseler okumasa da kendi kendime methiyeler düzenlesem de yaşadıkça yazacağım artık.Yazdıkça, yaşamayı daha bir kucaklayacağımdan eminim…Kendimi bulma arayışım, kelimeleri konuşturur gibi ,sesimi duyuracak suskunluğuma…En çok istediğim , sevdiğim şeyi yapmasını başarmak, yazmak..Gerçek ben, buradayım!

İşte tam burada!..Benim yazdığım sizin okuduğunuz yerde yüzüm,gözlerim, benliğim.. Evet ,yazmalı ve yaşamalıyım artık. 38 yaşında , yeniden keşfedebildiğim bir yaşam var parmaklarımın ucunda…Harflerin arkasına gizlenmeyi bıraktığım anda yeni doğmuş bebekler gibi ağlamayı , çığlığı salıvereceğim, ortalığa düşse de çıplaklığım…

Hüznümden ve yazdıklarımdan utanmayacağım… Saklanmayacağım artık…Ne derseniz deyin okudukça,umrumda değil yazdıkça yaşayabildiğimi hissetmenin sevinci var ya..Gözlerinizi görmüyorum nasılsa…Öğrendim artık , sahiden nasıl bakarsan öyle görürsün,baktığınız gibi değilim,bunu ben biliyorum ya..Kendimi burada buldum ya….Artık bitti ya suskunluğa esaretim…

Bir inatçı keçiye döndüm son iki yılda.İnadım suskunluğumaymış farkında olmadan , isyanım sesimi duyuramamaktaymış…En çok istediğim şeyleri yapabilmenin heyecanını ve gururunu yaşadım..Hep isterdim bir bisiklete binmek, bisikletin üzerinde dosdoğru, dimdik durabilmek.Denemedim değil, çok denedim, başaramamıştım…İlk önce onu başardım. Sonra bütün korkaklığıma rağmen araba kullanmayı.Bağırta bağırta müziği son sesiyle açarak ,istediğimi yapabilmenin, dışarıda gülümseyen bir havanın varlığını, yağmurun insanı ıslattığını öğrendim. Karın bütün soğukluğuna rağmen sevimliliğini keşfettim…Kendimi yendim, diyordum artık, yapabileceğim bir şey kalmadı hayatta.Antalya’da , denizle kardeş yaşamak hariç.

Henüz ölmeyeceğim demek ki , insan yaşadıkça umut tükenmiyor, harflerin, kelimelerin arasında buldum nefesimi, sesimi…Buldum ve yeniden yitirmeyeceğim…Yağmuru tuttum, bırakmayacağım…
Herkesin tutunacağı bir yağmur, dokunacağı bir umut vardır. Geç değil hiçbir şey için, henüz yaşayabiliyorsanız tutunacak bir yağmurda ıslanın, dilerim…
ESİR OLMAYIN SUSKUNLUĞA…


ISLANMAK YAŞAMAKTIR
TUTUNUN YAĞMURA
EN VEFALI YAR
GÖZYAŞLARINIZDIR
2.NİSAN.2007
02.49

ferkul

Hiç yorum yok: